Üç Boyutlu Ultrason

Üç Boyutlu (4D) Ultrason

Üç boyutlu görüntüleme yöntemiyle anne karnındaki bebeklerin gerçeğe oldukça yakın görüntüleri elde edilmekte. Bu yöntem ayrıca doktorlar için ultrasonla görüntüleme konusunda yeni bir seçenek ekleyerek hata payını biraz daha azalttı. Ultrason cihazlarının icadı kadar ilgi çeken bir başka yenilik ultrasonla üç boyutlu görüntü yönteminin geliştirilmesi oldu. Bu cihazlarda görülen üç boyutlu görüntüler sadece aileler için değil doktorlar için de çok etkileyici.Birkaç yıl önce üç boyutlu (3D) görüntü verebilen ultrasonlar hareketsiz görüntüler üretebiliyordu. Günümüzde kullanılan cihazlar ise hareketli, yani probun veya bebeğin hareketlerini anında gösteren görüntüler üretiyor, bu özelliği bazı üretici firmalar “4D” olarak adlandırmıştır. Üç Boyutlu Ultrason Nasıl Çalışır? Klasik ultrason cihazları bir organın veya bebeğin iki boyutlu görüntü biçiminde… Read More

Continue Reading
Yapışık İkizler

Yapışık İkizler

Yapışık İkizler Nasıl Oluşur? – İkiz bebeklerin vücutlarının ve iç organlarının bir kısmının ortak olarak gelişmesine yapışık ikiz (Siyam ikizi) denir. Bu sıra dışı durum çok nadir olarak görülür, dünyada yaklaşık olarak her 150000 doğumdan birinde ortaya çıkar. En Ünlü Yapışık İkizler; Chang ve Eng Dünyada yapışık ikizler doğumlar sırasında milyonlarca yıldan beri görülmesine rağmen 19. yüzyıl başlarında Siyam’da (şimdiki Tayland) yaşayan yapışık ikizler, Chang ve Eng çok ünlü oldular. Bu yüzden bütün dünyada yapışık ikizlere “Siyam İkizi” denilmeye başlandı. Yapışık kardeşler bu ilgiyi karşılıksız bırakmadılar, 1874 yılında ölünceye kadar dünyanın çeşitli ülkelerini gezdiler, hatta birçok doktor tarafından muayene oldular. Chang ve Eng kardeşler, göğüs kafeslerindeki yapışıklık dışında iç organlarında… Read More

Continue Reading
Sitomegalovirüs

Sitomegalovirüs

Görünmez Düşman; Sitomegalovirüs – Gebe kadınlar için sitomegalovirüs (CMV) bulaşmasının yarattığı sağlık sorunları toplumda çok bilinmez. Fakat anne karnındaki bebekleri etkileyen iltihap hastalıkları arasında en sık görülen mikrop sitomegalovirüstür. Bu virüs Herpes virüs grubundadır ve insanlara başka kişilerin, tükürük, idrar, meni veya idrar gibi vücut sıvılarının temasıyla bulaşabilir. Bu virüs ilk bulaştığında insanlarda çoğu zaman önemli bir hastalık yaratmaz ve vücutta hücrelerin içinde yerleşir. Bir kadın gebelik sırasında ilk defa bu virüsle karşılaşırsa veya vücudunda önceden bulunan virüs yeniden hastalığa neden olursa, sitomegalovirüs plasenta yoluyla veya doğumdan sonra emzirme ile bebeğe geçebilir. Sitomegalovirüs Hastalığı Belirtileri Yetişkinlerin yarısından fazlası sitomegalovirüs taşıyıcısı durumundadır ve yeni doğan bebeklerin %1-2 kadarında sitomegalovirüs iltihabı görülür.… Read More

Continue Reading
Genetik

Noonan Sendromu

Noonan sendromu, doğuştan kalp yapı bozukluğu, kısa boy, iskelet bozuklukları, kan pıhtılaşma bozukluğu ve tipik yüz biçimi ile birlikte görülen bir genetik hastalıktır. Noonan sendromu dünyada ortalama olarak her 2000 kişiden birinde görülür. Bu sendrom, dünyada ilk olarak 1971 yılında ABD’li çocuk kalp hastalıkları uzmanı Jacqueline Anne Noonan tarafından anlaşıldığı için bu isimle anılmaktadır. Dr. Noonan 1963 yılından itibaren kalbinde yapısal sorunlar olan çocuklarda bir grup benzer bulgular görüldüğünü fark etmiş ve bu konu üzerinde çalışmaya başlamıştı. Noonan Sendromu Neden Olur? Noonan sendromu anne ve babadan çocuklara geçebilen, baskın karakterli ve çok sayıda gende bozukluk görülen bir genetik hastalıktır. Noonan sendromu olan bir anne veya babanın çocuklarının yarısında bu sendrom… Read More

Continue Reading
Genetik

DiGeorge Sendromu

DiGeorge sendromu, (Velokardiyofasial, Cayler kardiyofasiyal sendromu, Sedlackova veya Shprintzen sendromu) yenidoğan bebeklerde veya çocuklarda görülen, sıklıkla doğuştan kalp hastalıkları, özel bir yüz biçimi, iltihap hastalıklarının sık görülmesi, yarık damak, gelişme geriliği ve öğrenme bozuklukları ile kendini gösteren bir bulgular grubudur. Bu sendrom, 1965 yılında İtalyan kökenli ABD’li doktor Angelo DiGeorge tarafından bulguların daha önce bilinmeyen bir sendrom olabileceği fikrinin dünyada ilk defa öne sürmesi nedeniyle DiGeorge olarak adlandırılmıştır. DiGeorge Sendromu Neden Olur? DiGeorge sendromu 22. kromozomun kısa kolunun olmaması nedeniyle ortaya çıkar. Bu kromozomun kısa kolunda bulunan 30-40 kadar genin eksikliği bebeklerde birçok sağlık sorunu görülmesine neden olur. Bu sendrom sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar, az sayıda çocukta ailesel (ırsi) olarak… Read More

Continue Reading
Genetik

Patau Sendromu

Patau sendromu (Trisomi 13, Trisomi D) bebeklerin hücrelerinde 13. kromozomun sayı ve yapı bozuklukları ile ortaya çıkar. Bu durum özellikle ileri yaştaki anne-babaların gebeliklerinde daha sık olmak koşuluyla, yaklaşık olarak 15000 canlı doğumda bir bebekte görülür. Bu sendrom ismini 1960 yılında durumu tanımlayan ABD’li Dr. Klaus Patau’dan almıştır. Bu sendromda kromozom yapı bozuklukları üç biçimde olabilir. En sık görülen tipinde 13. kromozom üç tanedir. Daha nadir olan tiplerinde 13. kromozomun üzerinde fazladan bir kromozom parçası (translokasyon) vardır veya üçüncü tipinde bazı hücreler sağlam, bazı hücrelerde üç adet kromozom (mozaikizm) görülür. Patau Sendromu Belirtileri Bu sendromda gebelik düşük ile sonuçlanırsa veya miadına kadar kadar geldiyse yenidoğan bebeklerde çok fazla sayıda yapısal… Read More

Continue Reading
Genetik

Edwards Sendromu

Edwards sendromu (Trizomi 18) yaklaşık olarak her 5000 canlı doğumda bir görülür ve nedeni bebeklerin vücudunda hücreler içinde bulunan 18. kromozomun iki yerine üç tane olmasıdır. Bu sendrom 1960 yılında İngiliz genetikçi John Hilton Edwards tarafından tanımlanmıştır. Bu sendrom ileri yaştaki anne-babaların bebeklerinde daha sık görülür ve bu bebeklerde 18. kromozom sıklıkla üç tanedir. Daha az sıklıkla görülen bir başka tipinde 18. kromozomun üzerinde fazladan başka bir kromozom parçası (translokasyon) bulunabilir. Üçüncü tipinde ise bebeğin vücudunda etkilenmiş kromozom sahibi olan ve sağlam olan hücreler karışık (mozaikizm) olabilir. Edwards Sendromu Belirtileri Edwards sendromu olan bebeklerin çoğunluğu gebeliğin ilk haftasında kaybedilir. Bebeklerin bazıları ailesel geçiş yüzünden etkilenir. Doğum olacak kadar gelişebilen gebeliklerde… Read More

Continue Reading
Ense Kalınlığı Ölçümü

Ense Kalınlığı Ölçümü

Anne karnındaki bebeklerde genetik hastalıklar için tanı yöntemlerinden biri de bebeklerin ensesindeki deri ile alttaki dokuların arasındaki kalınlığı ölçmektir. Bu ölçüm kural olarak 11 ile 14 haftalık arası gebelikte yapılır ve adına “ense kalınlığı ölçümü” denir. Bebekte Ense Kalınlığı Ölçümü Nasıl Yapılır? Son yıllarda ultrason cihazlarının teknolojik olarak gelişmesi sayesinde gebelik sırasında bebeklerin sağlığı konusunda daha çok bilgi elde edebiliyoruz. Bebeklerin, özellikle “kromozom” denilen genleri taşıyan hücre elemanlarında bozukluk olduğu zaman, vücutlarında olan değişiklerden biri de akkan (lenf) dolaşımı bozukluğudur. Kromozom hastalığı olan bebeklerin derilerinin altında akkan birikimi olur ve bunu en kolay bebeğin ensesindeki deride ölçebiliriz. Bebeğin ense derisi ölçümünün normal bebeklere göre artması, daha kesin olarak belirtirsek, günümüzde… Read More

Continue Reading
Genetik

İkili Test

İkili test gebeliğin 11 ile 14 haftalık dönemi içinde bebeğin sağlık durumu, özellikle Down sendromu riski konusunda bilgi veren bir tarama testidir. İkili test annenin kolundan kan alınarak yapılır böylece gebelik ve bebek için tehlikesizdir. İkili test, Down sendromu (Trizomi 21) ve Edwards sendromu (Trizomi 18) isimli gebelikte en sık görülen iki kromozom hastalığa ait riski gösterir. Bu testin sonucunun elde edilmesi için gebe kadınlarda öncelikle beta-HCG (bHCG) ve PAPP-A (Pregnancy-associated plasma protein-A) düzeylerine bakılır. Bu hormon düzeyleri başka risk faktörleri annenin yaşı, bebeğin ense kalınlığı, burun kemiği ölçümü gibi başka verilerle ve düzeltme gerektiren bilgiler ile birlikte değerlendirilir. İkili Test Sonuçlarının Değerlendirilmesi Bu testlerin sonuçları ve diğer bilgiler özel… Read More

Continue Reading
Pelvik Ultrason

Pelvik Ultrason

Pelvik ultrason, kadınlarda karnın alt kısmındaki organları incelemek için yapılan bir ultrason türüdür. Bu ultrason yöntemi ile kadınların iç cinsel organları, gebelik yerleşimi ve mesane yapısı görülerek hastalıklar için tanı koydurucu bilgiler elde edilebilir. Pelvik Ultrason Neden Yapılır? Bu ultrason yöntemi kadınlarda karın alt kısmında cinsel organları ilgilendiren hastalıkların tanısı için gerekli olabilir. Pelvik ultrason yöntemiyle rahim büyümesi, rahmin yapısındaki bozukluklar, spiralin yerinin belli olması, küçük gebeliklerde, yumurtlama takibi, yumurtalık kistleri ve dış gebelik gibi hastalıklarda tanı veya takip yapılabilir. Pelvik Ultrason Nasıl Yapılır? Kadınlarda karnın alt kısmında olan iç organları görmek için pelvik ultrason, karın alt kısmından, vajinal ultrason veya rektal ultrason yöntemiyle olabilir. Pelvik ultrason çoğu zaman 15-30… Read More

Continue Reading